Sezaryende profilaktik antibiyotik kullanımı

Sezaryen olanlar sonraki gebeliklerde normal doğum yapabilir mi?
Sezeryanla doğum yapan annelerin yaklaşık 2/3’ü başarılı bir şekilde sonradan vajinal doğum yapabilirler. Bununla beraber az da olsa vajinal doğum girişimlerinde uterin rüptür (rahimde yırtılma) riski vardır. Bu risk anne ve bebek için çok tehlikeli olabilir. O yüzden günümüzde sezaryen geçirmiş kadınlar bir dahaki gebeliklerinde normal doğurtulmazlar. Detaylı bilgi için tıklayınız >>

Sezaryende profilaktik antibiyotik kullanımı:
ACOG practice bulletin (2011) önerileri:
– Bütün sezaryen ameliyatlarında proflaktik antbiyotik önerilir. Cilt kesisinden 60 dakika önce antibiyotiğin yapılması uygundur.
– İlk kuşak sefalosporin antibiyotikler alerji yoksa ilk tercihtir. Eğer penisilin ve sefalosporin alerji hikayesi varsa klidamisin + gentamisin uygun seçenek olabilir. Eritromsin de kullanılabilir (kaynak: SOGC).
– Laparotomi süresi 3 saati geçerse ve 1500 cc’den fazla kan kaybı meydana gelirse ilk dozdan 3 saat sonra tekrar dozu önerilmektedir (kaynak: SOGC).

Annenin isteğine bağlı sezaryen yapılabilir mi

Sezaryenin riskleri:
Sezaryenle doğum çok güvenli bir prosedür haline gelmiştir. Sezaryen doğumu ile ilişkili anne ölümü gibi ciddi komplikasyonların oranı oldukça düşüktür. Buna rağmen vajinal doğum sonrasına oranla sezaryenle doğum sonrasında daha yüksek bazı riskler vardır:
Anestezi nedeniyle oluşan riskler:
– İlaç reaksiyonları
– Solunum problemleri
Cerrahi ile ilişkili riskler:
– Kanama
– Enfeksiyon
Sezaryene özel ek riskler:
– İdrar kesesi veya uterus enfeksiyonu
– İdrar kanallarında hasar

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın
Annenin isteğine bağlı sezaryen yapılabilir mi?
Aslında bu sorunun pek çok etik, sosyal ve kanuni çelişkileri mevcuttur. Hasta kendi kendine sezaryen kararını verebilecek yeterli donanımda mı? Eğer hasta kendi isteğiyle sezaryen olduktan sonra, sezaryene bağlı bir sorun çıkarsa, bunun sorumlusu doktor değil midir? Bu hususta bir de operasyonun mali yükü mevcuttur elbette ki. Günümüzde devlet hastanelerinde isteğe bağlı sezaryen yapılmamaktadır. Ancak devlet hastanelerinin çoğunda sezaryen operasyonu için yeterli teknik altyapı ve personel mevcuttur. Başlıktaki sorunun hala kesin bir cevap olmadığı çok aşikardır. Ancak her iki doğum şeklinin de kendince riskleri mevcuttur. Aslında dünyaya gözlerini yeni açmak üzere olan bebek ve anne için doğum şeklini belirlerken; sezaryenin veya normal doğumun avantaj ve dezavantajları gözönünde bulundurularak; doktor ve ailenin beraber karar vermeleri gerekmektedir.

Plasentanın bebeğin doğumundan önce yerinden ayrılması halinde

SEZARYEN İLE DOĞUM
Sezaryen vaginal yoldan doğması mümkün olmayan bebeklerin, karın duvarı ve uterus açılarak doğurtulmasını sağlayan bir ameliyattır.
Abdominal doğum, Cesarean section gibi isimler de verilir. Doğru yazılışı sezaryen şeklindedir.

Kesi kasığın hemen üzerindeki karın bölgesinden yapılır. Uterus açılır ve amniotik sıvı boşaltılarak çocuk doğurtulur. Bebeğin ağzı ve burnu sıvılardan temizlenir ve umblikal kord klempe edilerek kesilir.

Sezaryende ne tür anestezi verilebilir?
Sezaryen ameliyatlarında anestezi verilmesi şarttır. Verilen anestezi genel anestezi olabileceği gibi, anne adayının sadece belden aşağısını uyuşturan spinal veya epidural anestezi de olabilir. Spinal veya epidural anestezi verilen anne adayları; ameliyat süresince ağrı duymamakta, fakat bebeği uterustan çıkar çıkmaz görebilmekte, ağlamasını işitebilmektedirler. Ayrıca ameliyat sonrasında bebekleriyle daha kısa sürede ilgilenebilmektedirler.

Hangi durumlarda sezaryen yapılır?
– Bebeğin başı ile doğum kanalı arasında uyuşmazlık varsa; baş doğum kanalından geçemeyecek kadar büyük veya doğum kanalı normalden dar ise vaginal doğum mümkün değildir.
–  Daha önceden uterus üzerinde iz bırakan sezaryen yada rahimden ur alma (myomektomi) ameliyatları geçirmişse, vaginal doğum sırasında eski ameliyat yerinden uterus yırtılabilir.
–  Su kesesinin açılmasından sonra göbek kordonu vajenden dışarı sarkabilir. Dışarıya çıkan göbek kordonundaki anne ile bebek arasında oksijen alışverişini sağlayan damarlar büzülerek bebeğin kısa sürede ölümüne neden olur. Bebeği kurtarmak için acilen sezaryen ameliyatı gereklidir.
–  Normalde baş ile gelen bebeğin, herhangi bir nedenle kol, omuz veya yüzü ile gelmesi halinde vaginal doğum imkansızdır.
–  Plasentanın; doğum kanalını kapatacak şekilde uterusun alt kısmına yerleşmesi yani önde gelmesi halinde mutlaka sezaryan gerekir. Plasentanın yerleşme yeri ultrasanografi ile belirlenir.
– Plasentanın bebeğin doğumundan önce yerinden ayrılması halinde bebek, kan kaybından ölür, vakit kaybetmeden sezaryen yapılır, bebek kurtarılmaya çalışılır.
–  Bebeğin; doğum ağrıları sırasında sıkıntıya girmesi kalp atışlarının bozulması halinde sezaryen ameliyatı yapılır. (Fetal Distres)
– İkiz ve üçüz gibi çoğul gebeliklerde
– Doğum eyleminin aşırı uzaması, çok yavaş ilerlemesi
– Annede aktif HSV (herpes), HPV (siğil, kondilom), HIV (aids) enfeksiyonları